Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

Kategorİ: yazılar

last banana

sürükledi peşinden
görüntüler ve selam veren içi boş sığıda yüzenler
sayıkladı giderken
kalem kağıt kurşun falan vücda işlemezken
bitmesin diye yudumladığım kapattım ağzını
ve mantarın içinde kaldı tirbüşon
kırdım bağlı olduğu mekanizmadan
sevdim onu el ve ayakları olmadan
gitgide kalabalıklaşan bir boş şişe istifi
reklam etmek gibi olmasın hiç hatırlamıyorum
hiç umursamıyorum yalanları olmadan
kafayı yoracak adam ben olmasam
ne bileyim uzaktaki siyah karga olsam
gagam sığmasa sığ bir adam olup kalsam
itiraz arıyor itiraz bıkmadan usanmadan
meşgul akorlarındayım
perdeler kıpırdamıyor bu gece
ve bu gece hiç olmadığı kadar hiç düşünmüyorum
üşendiğimden değil
soğuk olduğundan değil
soğuduğumdan
ondan bundan
.
ve karşı gelen her şeye çamur banyosunda bir gece davet ediyorum
facebook -gülüyoruz burda- aracılığı ile iletişim kuruyorum arkadaş
davet ediyorum devrediyorum al sana ya böyle bir insanı 1.elden satıyorum
tartışmasız almalısın boş şişe değil dolu insan olmalı istifin
kabul gören bu vizyon vision
anektodla antikorla ve ansızın ameliyatla alınmalı geçmiş geleceği umut eden damarlarımdan
ilerde yolun kenarında yol sağdan akmıyorsa solda inecek var
düşecek var kalabalıkların ortasında bir metrekarelik bir alana
antidepresan kullanan adama 10 adet last bananaaaaa
sonraa goodbye my lover yerine goodbye lenin

kredi kartından çektik 1 ay sonra ödedik

kül rengi dudaklar sarmışken ses soluğu
kendine benzettiği hiç bir insanı sayamıyorduk
yatak odası karyolasız olmuyorsa
vücut da iğdeye hasret ve içkisiz yapamıyordu
derken dar anlamda adaletin adaleleri zorlandı olmalı
olası bakışların mesela demek gibi bir hakkı hiç olmadı
mesela çok derinse ızdırabın eşittir kan!(faktöriyel)
sonuç ya da bu sonuç ya da şu gibi tedarikler sahtecilikle eş anlamlı
durdurun ile durun arasında kalmak gibi kişilik
şu an ne yaptığının farkında olmamak haddinden fazla adaptör bağlamak
sonuç ister şu ister bu
birbirini çeken cinste değil kutuplar
farklı yetenekleri ve yetkileri mevcut
sıralarında sırt numarası odalarında yerden yüksek kitap konumları
alengir düdüğü çal
felek doldur kadehi bıçak keser bu gece telaş dünün ismi bugün fiil olmasın küçük kadavralar kavonozlarda herhangi bir değeri kalmasın taşların 3 boyut korusun bana dokunmayışını öngören herkes yok olsun insan aklı akıldan söz alsın sekmesin o taşlar dumanı ciğerde kalsın bazı zamanlar ve bazı zamanlar hiç olmasın
alengir sus
birer koma satır aralarına nükseden
döşek omza yol bitmeden
sonuç ister bu ister şu
dün rengi var hala üzerinde
tükürmek üzere.

arsenik

asıl hakimi olan kimi’zamanlara bardaktan boşanan dul kadın.
ne eder kimle geçinir kim kayar kaydıraktan yüz üstü.
cevap vermeyen insanlar kadar korkulabilecek bir silah yok dünyada.
susarsa savaş başlar konuşursa kalkan siper alınır.
sen söyledin sustuğunu ben konuştum sadece.
yalın ayak alkışlanır geçirilen ömür.
sardunyalar bağışlanır temizliğe.
çok basit ağırlanır sağır dilsiz bir kadın.
gözleri okur düşü süsü gözleri okur dili duru.
arkanı dönme.
arkanı dönme.
çevrilen herhangi bir dönüştürücüyle göz önüme yapaydır.
sesi açman ya da açmaman “record” ile “play” kadar farklı.
bağımsız düşüşlerde mezar kazan kürekler ve çorak toprakların kara kuru bidonlu çocukları.
ıslatmak için sebep arıyorsanız önce benim canımı alın.
kazanı çok olur sağır dilsiz bir kadının adamı’nın mezarını.

dile atılan serpme

sormayacağın sorularda kabullenirsen kendini anlam verilemez bir karanlıktan tokat yersin.
kızarmaz kıpkırmızı morarmaz belki yüklüce ama öyle bir oturur ki içindeki o ateş bile söner.
dur demek insana zor gelir kadeh masada durduğu sürece ya da yeter ulan deyip kırmadığın müddetce.
“telaş etme çocuk ecelin tez gelir…” gelsin gelebiliyorsa gelsin derim ben de bu trene.
binip giden bininci pişman olmaktansa tabuta ters girerim de binmem baba o trene.
affedersin sen de beni o günlük, sadece bir günlük yani, yoksa bilirim küslüğün dünden de öte.
tanrı denilene taktığınız isimlerden mi yüce, yoksa yoksa yine bilir misin her şey üst üste.
gelir bir önceki cümleden sakındığım sakladıklarım ve senin -cahil- alt takımlarınla savsakladıkların.
gelir her şey o gönderdiğim trenle geri gelir içi boş dolu yalnızlık adı altında gelir.
çıkan yeter ki sadece gıcırtılar olsun ne önümdeki makine yağı bitebilir ne de o sigara sönebilir. …devamını okuyun

bir onda üçü kadar

öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
aklın sığabileceği kütle siyanür de içsen bir onda üçü kadar
dün geceden koptu yine paletteki kırmızı tonlar
amacı hatırlamak değildi belki ressamın ama tablo onu istiyordu
para satın aldığı zaman bunu hep yapıyordu
sen öne çıkıp da kullanırsan bir onda üçü kadar ayrı meseleler leylekler aracılığıyla geliyordu
rüzgar savursa da firuze boyansa da geceleri o hep geliyordu
usul el ayak çeker erkân etraflıca toparlanırdı
hiç olmayacak dersin olacağı tutar tüm halk-dediğim 30 40 kişi- bir odaya doluşurdu
mikrofon gür sesin yerini henüz ele geçirememişken
ve herhangi bir güvenlik önlemi alınmamışken
bilmeden görmeden kör kurşun adressizliğiyle adamı vurdu
tablo işte bunu anlatıyordu
ve sahibi -tablonun- ölen adamın dedesi olduğuna kızıyordu
öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
öyle zor ki değiştirilemeyen ve geri getirilemeyen cesetler