Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

Kategorİ: Şiir

güven

hep başkasının ağzından kabulleniriz şeytanın gerçeğini
her duyduğunda o ibareyi o öder senin ücretini
arkandan süzer şöyle bir der ki sonra mı önce mi
kalakalmak en yüksek anlarda bile çökertebilir beynini
en basit karanlıklarda bile yerli yersiz  gelebilir yanına
ışık, “yapmayı unutacaklarım” listene eklenir istemli veya istemsiz
kısık sesle konuşanlara kapılırsın duymadığından
her kaçan otobüsü o gibi görüp küfredersin durmadığından
ve adam akıllı tamam deyip gidemezsin sebepsiz bir şehire
cüzi miktarlar barındıran cüzdanlardan hayır gelmediği gibi
niye sorusunu ve kimliksizliği örtebilecek yamanın para sanılması da tehlikedir
o ise bu gibi durumlarda görünmezlikten esinlenir
senin her adımının altında her bakışının içinde her kelimenin içindedir
arkanı döndüğünde şöyle bir süzecektir

…devamını okuyun

koşarak unut

eğlenceyle işim yok boşluk altın kadar değerli, altın uyku kadar değersiz.gidip görebileceğim bir insan yok daha doymuşum, deniz kadar açık göz altım kadar mormuşum.uykusuz uyandığım her gün telaşlarım daha fazla hesaplarım daha tutarsız açık hesaplara yukarı ok geride kalanlar kalmış öylece.ordan oraya soldan yukarı sağdan aşağı tüp bitti arkadaşım değiştirmek gerek.doldurmak gerek gereksiz anıları sibop aracılığıyla yakmak gerek kaşığı ısıtırken kaynatırken sütü eritirken şekeri içerken çorbayı çekerken burundan spreyi.sonra duş almalı yeni güne, sevişmeli bornozla iki saat yatağın içinde uyku almalı bedene.gözleri açıp ilk gördüğün kadında odaklanmalı.sabah ilk gördüğüm kadın artık annem olmamalı.gün olmalı gün saymalı 300 demeli 500 demeli 10 yıl demeli.bir ayakkabım var 10 yıl önce aldığım görsen 2 yıl önce aldığımdan daha yeni.bir tişört var 10 yıl önce aldığım duvarda asılı çerçevelettim.bir kadın var hiç tanışmadığım kalbi benden temiz beyni benden çok saçları ne renk anlamadım.gördüm desem yalan görmedim desem ayıp (e)derim kendime, kalbime.belli günleri var seçilmiş günleri pazar yok mesela.adı ne biliyorum adı umut.vereceğim kağıt parçasını okuyunca dolacak içi umut ben ise diyeceğim koşarak unut.

bir ayrılık bu kadar toplu olabilir

sanki yanındaydık geçmişin sanki (ç)akıp geçti gelmişe
sanki inanmıyorum artık kimseye sanki (ç)öldü hepsi
sanki gülüyorum panikler ile sanki (ç)ekilerek köşeme
sanki orman içindeyiz nefes çok sanki (ç)atılmışız kalabalığa
düz yolda yan yürüyen bir olay değil bu tamamen döl kadar saf ve içten istekli eller ile suratıma.suratıma attığım bu çamur kurudu yüzlerce neden ise asıl soru …devamını okuyun

adı: Fırat.

geçmiş olanın hikayesi çok olur.peşinden akleder seni koşar adım.bir sonraki evrede ölüme nakleder ruhunu.sonra çalmışlar seni de siman kalmış gibi boş bakarsın insanlara yalan söylersin bir sürü.inanır herkes senden olana dek.ve biri sen olana dek ölmemelisin ki yetişebilesin.ama ben bunu başaramıyorum.biz bunu başaramıyoruz.çünkü devam eden bazı duygular var.kendi ellerimle katlettiğim.küreği alıp kazdığım çukura lime lime gömdüğüm duygular var.engel oluyor bana, çengel atıyor yalanlara, altını çiziyor, özellikle kalın yazıyor, tükenmiş bir insanı tükenmez kalemle yazıyor kağıtlara.durduramadığım bir şey  bu.çıkan bir rüzgar ile çoğalan orman yangını gibi ölümüne kırmızı ölümüne sıcak.bir de kaçan korkan kurtulmak isteyen yaban hayvanları.eziyorlar üstümden geçiyorlar tanımıyorlar beni.oysa ben ki onlara güvenen bir dediklerini iki etmeyen gerektiğinde pisliklerini içen ve hiç gizlemediğim kadar gocunmadan beslenen sevgiler -büyüterek- gizleyen.oysa ki ben olmaları durumunda ölmemek için her şeyimden herkesi uzak tutan ve herkesi her şeyimden fazla seven biriyim.biriydim.şimdi şu an değiştiğim garantisini veremem ama değişmek için elimden geleni ardıma koymayacağıma yazıyorum bir iki satır.okuyor birileri okumasını istediğim istemediğim üzülüp üzülmeyecek birileri çok üzülüp kapatıp gidecek birileri.ve kime ne kadar değer verdiğimi çok kelimesi dışında kimse belirleyemiyecekken okuyor birileri.ve ben bu adam bugün alınan kararlar doğrultusunda büyük bir çıkmazdan dikenli tellere tutunarak çıkıyor.elleri yok olmadığı müddetce yoluna devam edecek…

risk çok bir önceki paragrafın sondan bir önceki cümlesinde.o dikenler beni benden habersiz çeken dikenler her basamakta bir parçamı götürüyor ellerimden.ve aşka girecek olursak ellerin olmadan, ve hayata dönecek olursak ellerim olmadan ilerleyemem.eller ki bugün okuduğuma göre hayatın, dünya gerçeğinin en hacimli kavramıymış gizlenebildiğince.ve ve ve çok kullanıyorum bunu ama ve kaybetmişiz biz küçük ellerimizi.unutmuşuz dokunmayı tutmayı bırakmamayı.ben de aynı tespitler içindeyim.içindeydim.şimdi şu an öğrendiğimin garantisini veririm.dikenli de olsa pamuk da olsa karışımı da olsa bir şekilde ilerlemek gerekiyor.adım atmak çoğalmak gerekiyor.bir parmağın koptu mu ? geri dikmen ya da yenisini alman gerekiyor.sabrın tükendi mi doldurman gerekiyor.paran bitti mi çalışman gerekiyor.aşkın kaçtı mı araman gerekiyor.hedef oldun mu kaçman gerekiyor.yanlış mı yaptın ceza gerekiyor.hasta mı oldun ölmen gerekiyor.hayat 2+1′den çıkan şarkılar anlamı ise benim onları duyabilmem gerisi çürük meyve kabuğu az önce yediğim zehirlenmekten korkmadan…

risk çok bir önceki paragrafın son cümlesinde.ve risk yok bir önceki cümlemde.garip kokular, burun akıntısı, düşük samimi vokaller, gidip gelmeler, okumalar, uyumalar ve sarkmış meme kadar uzun yollar yatak odasından kabir azabına.kırmızı renk bol su bardağımda ve jelatini masa üzerinde duruyor ölüme gereçken bana araç olan keskin arkadaşın.dakikalar susmalı benim için ve ömür saati son çeyreğini bitirirken ölüm konulmalı gecenin adı…

çelişki doğmalı önceki paragraflardan sonra adı konmalı bu cümlede yalanın geçmiş olanın hikaye olanın.

saptadık

masanın köşesinden düşmüştü yere özenle süt dolu bardak.kırılıp ayrı bir kenara düşen kulp ağlıyordu.elimden hiçbir şey gelmiyordu ki demin elimdeydi.anlık olaylar, ne olacağının tahminden öteye gidememesi ve 1 saniye sonra ölmeyeceğimin garantisini verebilmem nedir bu çelişki.1 saniye sonra ölmeyeceğim de mi bir tahmin.her şey bir tahmin.

olasılık problemlerde sorulduğu kadar kolay olsa keşke.bugün yanına gidemediğin bir kişinin aslında seni yanında isteyebileceği olasılığı ya da yer verdiğin o adamın yer vermeseydin seni öldürebileceği olasılığı.farkındayım popüler bir kelime olasılık kimine okuduğu kimine yaktığı kitabı hatırlatıyor -belki- ama her olasılığı olumsuz oldurunca da yapamıyor insan.

felaket güle oynaya indiğin o yokuşu çıkarken hissettiğin her şey küfrettiğin her yüz tükürdüğün her ağaç.nefret ağzıyla çektiğin o rahatlatıcı yalanlı sigara ilham perin zararlı sıvılar ve üstüne gerek duymadığın kadar boş kağıt verilmesi kaleme dönüşen parmakların yazdıklarını kablosuz bir şekilde iletebilen klavye.

sonra sonralar.yarın kalacağım arkadaşın sonrası dün kaldığım yatağın somyası ve kitapları çeken kütüphanenin sonrası.yenileri eklenince taşıyabilecek mi sorusu.sonra da olur.tam istediğin şekilde şekillenir hamur başkası açar sen arasına girersin.başkası kızarır sen özünle pişersin fırının içinde.sonra o da olur.sen kağıt olursun delgeç gelip deler seni.saç olursun şapka örter seni.kendince korur güneşten sense karanlıktan korktuğunla küsersin ona.sonra hepsi olur.savaştığın her an yaşanmamış, öptüğün hiçbir kız sevilmemiş, duyduğun herhangi bir müzik yapılmamış, o gün ordan çıkılmamış gibi.sonra herkes herkes olur.sonra herkes ölür.

kelime bulamazsın beynine saldırırsın saçmalamak bu yüzdendir.yok kadar var olabilseydim hayatında yoktan var etmiş olurduk sanırım.sen kadar temiz olabilseydim annen almazdı toz niyetine hayatımı.su kadar sıcak olabilseydim temizlerdim aramızdaki kiri.köpük kadar hafif dondurma kadar ferah ocak kadar yağlı boya kadar renkli cüzdan kadar içi boş olabilseydim sen şehrime akan lav olmazdın volkanlardan.