Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

Kategorİ: edebiyat

arsenik

asıl hakimi olan kimi’zamanlara bardaktan boşanan dul kadın.
ne eder kimle geçinir kim kayar kaydıraktan yüz üstü.
cevap vermeyen insanlar kadar korkulabilecek bir silah yok dünyada.
susarsa savaş başlar konuşursa kalkan siper alınır.
sen söyledin sustuğunu ben konuştum sadece.
yalın ayak alkışlanır geçirilen ömür.
sardunyalar bağışlanır temizliğe.
çok basit ağırlanır sağır dilsiz bir kadın.
gözleri okur düşü süsü gözleri okur dili duru.
arkanı dönme.
arkanı dönme.
çevrilen herhangi bir dönüştürücüyle göz önüme yapaydır.
sesi açman ya da açmaman “record” ile “play” kadar farklı.
bağımsız düşüşlerde mezar kazan kürekler ve çorak toprakların kara kuru bidonlu çocukları.
ıslatmak için sebep arıyorsanız önce benim canımı alın.
kazanı çok olur sağır dilsiz bir kadının adamı’nın mezarını.

küsün

düştük yine kemik adamlıktan
seçtik yine apayrı konumları
ve geç kaldığımız bir yoldayız
şimdi ne yapmalı molası
azı panik çoğu kelebek ömrü
duruş çok önemli değil
yorulursan yenilirsin saatlerce
bir kaç dakikalık sevmedik ki biz
yağmur yağsa bile yürüdüm az önce
kopsa bile gözlerim uyumadım dün gece
ordan oraya atladım
bir sağ bir sola döndüm
tavana diktim gözlerimi
yanlış dedikçe doğrular yansıdı gözüme
doğru dedikçe karardı fosforu
hiç kimse de itiraz etmesin
küs(kün)üm kendime

şarkı: Álfheimr – Each Day We Pass is Borrowed Time

dile atılan serpme

sormayacağın sorularda kabullenirsen kendini anlam verilemez bir karanlıktan tokat yersin.
kızarmaz kıpkırmızı morarmaz belki yüklüce ama öyle bir oturur ki içindeki o ateş bile söner.
dur demek insana zor gelir kadeh masada durduğu sürece ya da yeter ulan deyip kırmadığın müddetce.
“telaş etme çocuk ecelin tez gelir…” gelsin gelebiliyorsa gelsin derim ben de bu trene.
binip giden bininci pişman olmaktansa tabuta ters girerim de binmem baba o trene.
affedersin sen de beni o günlük, sadece bir günlük yani, yoksa bilirim küslüğün dünden de öte.
tanrı denilene taktığınız isimlerden mi yüce, yoksa yoksa yine bilir misin her şey üst üste.
gelir bir önceki cümleden sakındığım sakladıklarım ve senin -cahil- alt takımlarınla savsakladıkların.
gelir her şey o gönderdiğim trenle geri gelir içi boş dolu yalnızlık adı altında gelir.
çıkan yeter ki sadece gıcırtılar olsun ne önümdeki makine yağı bitebilir ne de o sigara sönebilir. …devamını okuyun

bir onda üçü kadar

öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
aklın sığabileceği kütle siyanür de içsen bir onda üçü kadar
dün geceden koptu yine paletteki kırmızı tonlar
amacı hatırlamak değildi belki ressamın ama tablo onu istiyordu
para satın aldığı zaman bunu hep yapıyordu
sen öne çıkıp da kullanırsan bir onda üçü kadar ayrı meseleler leylekler aracılığıyla geliyordu
rüzgar savursa da firuze boyansa da geceleri o hep geliyordu
usul el ayak çeker erkân etraflıca toparlanırdı
hiç olmayacak dersin olacağı tutar tüm halk-dediğim 30 40 kişi- bir odaya doluşurdu
mikrofon gür sesin yerini henüz ele geçirememişken
ve herhangi bir güvenlik önlemi alınmamışken
bilmeden görmeden kör kurşun adressizliğiyle adamı vurdu
tablo işte bunu anlatıyordu
ve sahibi -tablonun- ölen adamın dedesi olduğuna kızıyordu
öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
öyle zor ki değiştirilemeyen ve geri getirilemeyen cesetler

63742

her şeyi silersin o hep kalır
hatırlıyorum içerdeki kırmızı şapkanın içinde bile yazıyor
biraz solmuş tuzlu sudan ötürü
kumsalda geçirilen o akşamları çağırıyor
kalemi alıp içine yazdığım o an çağırıyor
bilmiyorsun
63742 gün geçti bilmiyorsun
iyisin ama takip ediyorum :)