sana ait beş satır
yavaşlıyorum seni gördüğümde
gözlerime yansıtamıyorum o anı
dokunmak adına soyut alemlerdeyim
hiç inanmadığım bir tanışma şekli
buna mecburum…
yavaşlıyorum seni gördüğümde
gözlerime yansıtamıyorum o anı
dokunmak adına soyut alemlerdeyim
hiç inanmadığım bir tanışma şekli
buna mecburum…
zarafetin ömrü koluna takılan bilezik adeti kadar olmasaydı
boşanmayabilirdik bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlar gibi
sokak ortasında satılan çiçekleri sana layık gördüğüm gün bana attığın bozuğu unutmadım
ömrümün yarısının yarısını yediğinin farkında olabilseydin niye çekip gittiğimi anlardın
şiirlerimi her okuyuşunda bana nasıl özlem duyduğunuda biliyorum ama farklı yollara sapalı çok uzun vakitler geçti
ilişkimiz ömrünün el bombasının pimini çoktan çekti bekleyiş içindeydi ki geriye sadece 13 saniye kalmıştı
Yenile bu anı ki tekrar güleyim.Referans için değil hissettirmek için olsun.Seferi bitirip döndüğünde beni herzamanki yerimde bulacaksın.Kaliten kakara kikiriliğinle değil kalifiyeliğinle belli olacak.Seni bu aşamalardan geçirdikten sonra ancak kendime nüksedebilirim.Yetişkin olmak bence bunu gerektirir.Televizyonlarda para hususunda mantıklı olmaktan bahsediyorlar ama benim mantığımı yorduğum en derin yer nedense keşfine -bir türlü- çıkamadığım, speküle edip edip ertelediğim duygusal dosyalar.Yani kimilerinin cin olduğu kimilerininse yoksunluğunda bakışlarını küle döndüren mevzu.Gelgelip gitgitmeyelim, aynı noktada kalalım ömür boyu söylentisinin gerçekleşmemesi için tüm bu iklimler.