Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

Kategorİ: Kısa Kısa

başım çok ağrıyor anne

postersiz bir akşamdı. telefon bekliyordum ondan. çaldı. açtım. “oğlum” dedi. “başım çok ağrıyor anne, ilaçların yerini bulamıyorum ve hiçbir notun gözüme ilişmiyor şu an.” dedim. nasıl uyuduğumu ben de hatırlamıyorum. yanımda biri var mıydı ? o bardak, onun o garip kalp kulplu bardağı neden baş ucumdaydı ? uyanmamla bu soruları oluşturmam arasında milisaniyeler geçiyordu. ağlamamla uyanmamın hiçbir bağlantısı yoktu. uyurken de ağlıyordum. uyurken de seviyordum ben onu. o, her gün giydiğim gömlekten, kilidi olmayan kapımdan, 3 yıldır kayıp olan uğurlu anahtarlığımdan, çocukluğumdan beri sakladığım mavi desenli tişörtümden, şimdiye kadar dinlediğim bütün şarkılardan daha değerliydi. o, sandalın arkasında beni bekliyor şimdi. altı delik iki karton bardak, bir küçük rakı ve kan salatası.

anneme benzeyen bir kız

korkusundan durdu zamanım
yok olan her şey kadar olağanım
ve kaykayın da bunda payı var
ışık kadar imkansızım
ışık kadar kararsızım
bağlılıktan aday son sürat adımlarım
tartmasınlar aynayı
içinde binlerce ben ve bir o kadar da kararsızım.

hırkanı bile özledim

en ufak sapma olmaz güneşte
açar nazlı nazlı
batar güle güle
şimdi nerde deniz yeli
şimdi gökyüzünde kalıntıların
kokuların kulağımda ilk defa
tertemiz gülüşlerinle yıkandım bu gece
işlerimi bitirince oturup seni düşündüm
ördüm üstüme saçlarından narin ve ince
hırkanı bile özledim.

son gecesindeydi

son gecesindeydi sarhoşluğun kadehlerinde hapsolan her şeyin tartışmak yerine kaldırılan dolaplara gerçeğin adını almak ağzına hiç yakışmayan kadın kadar uzaktı belleğin denilen asalet gereksizliği sorgulanmamıştı hiç daha ve önce sen ulayan gecelerin tam ortasında kalabalık sayılabilecek bir karanlığın ortasında bekleyen tükenmişlik içinde aldırış ararken kendin için tavırlarına gereksiz bir yük binmişti atın dört nalı sarmıştı etrafını bahçenin kokusu güzeldi uzaktan bakma öyle işte sabırsızlığıma dayanmak aşıladım tuttu beni yolculuk yaka kartım kadar asılı kalmadı hiç boynumda yükü vardı lam üzerinde hayatın uykulu anlarından kalma bu gece yanımdan uzakta durma öyle işte parasızlığıma say az oluşunu içkinin ne önemi var her halde kaçırıyorsam seni elimde olmadan son gecesindeyi.

:)

çantasından çıkardı çakmağıyla birlikte
ve ağzına götürdü
o bembeyaz dudaklarına
o an
o sigara
bacakları kadar uzun
gözleri gibi hiç bitmeyecek gibiydi
sonuna kadar izledim seni
sorana kadar bekledim
ne var demeni istedim
ne varsa alıp gitin