1 0 Arşiv | edebiyat RSS Beslemesi
Yazı

güven

hep başkasının ağzından kabulleniriz şeytanın gerçeğini
her duyduğunda o ibareyi o öder senin ücretini
arkandan süzer şöyle bir der ki sonra mı önce mi
kalakalmak en yüksek anlarda bile çökertebilir beynini
en basit karanlıklarda bile yerli yersiz  gelebilir yanına
ışık, “yapmayı unutacaklarım” listene eklenir istemli veya istemsiz
kısık sesle konuşanlara kapılırsın duymadığından
her kaçan otobüsü o gibi görüp küfredersin durmadığından
ve adam akıllı tamam deyip gidemezsin sebepsiz bir şehire
cüzi miktarlar barındıran cüzdanlardan hayır gelmediği gibi
niye sorusunu ve kimliksizliği örtebilecek yamanın para sanılması da tehlikedir
o ise bu gibi durumlarda görünmezlikten esinlenir
senin her adımının altında her bakışının içinde her kelimenin içindedir
arkanı döndüğünde şöyle bir süzecektir

devamını oku…

Tags:, , , , , ,

Short URL Tweet ! Tamamını Oku →
Yazı

çiçek aldım yarın solmayacak

parçalanmış mendilimde buruk aşkın kokusu
ve iç çekmelerim gün sonrası rüzgarında unutulur
dur anlat deseler
derim bir yazar için tehlikedir mutluluk
kadeh kadeh içse bile gülecektir usludur…

evet farkın acıma yanarken kanımdan oluşan
farkım evet bucaksız bilmezsen iyi
merak etmiş dün gelen
beklemiş ışıklarda düşünmüş gizemi
piyanoya basan elleri ve titreşimleri
titremişleri gitmemişleri çok sevecek kadar hiç sevmedim
seveceğim pes ettiğim sigaraya
denemek değil gelecek ol diye karanlığa
sileceğim dinmemişleri geleceği etkileyişleri
yerine geçecek çeşitleri yok edeceğim telafisizce…

dur, yarın dün olduğunda ettim bile.
zaman tükenirken çizgi çizgi
tozunda varken hala çokluk
can izin veriyorken nefese
üfledim
önce ismini çizip, kenarlarını üfledim…

ve şimdi çizikler ama alındaki çizikler
kötü bakarken çatarken değil
güler yüz kaşlarıyla
süzen göz kaşlarıyla
vatana millete hayırlı olan ölüm için
sakallarıma ak ellerine yaş düştü diye
süt içip ölme vakti
süz içimden çıkar ben
biz olma vakti.

Short URL Tweet ! Tamamını Oku →
Yazı

yağmuru ve şehri terk et

rimel akmış bacaklarına
çarpık yürüme yeter artık
kaldırımdan değil beni
yağmuru ve şehri terk et
ipleri asılı balkonumda
önle arka dolu çeker
benim en sevdiğim oyun
el ve ayak yoksa gerçek
itiraz yordamında
panikle yaşar fakir abi
gece sigarası tükenir de
yaşanır sinir harbi
varsın dandik tütün olsun
çek deyince çeker ciğer
korkuları kavurunca
çatır çatır yandı siper
neden böyle çabaları
var insanların anlamak güç
şekilden şekile
inceden zehire gider gibi
sanki beni sever gibi
hayır damarım yok sana
yeşilim yok sivri ucuna
bulamadan öldür beni
ihtiyaçlarında ilaç yok
çare yılanın ağzında
ne aşk var ne mutluluk
çoban adı karşı yolda
bakır kalaylı bardak
hayat denilen alaylı
epey vakit var tartış
ve tümce çim biçme makinası
bağlantı yok köprüleri
kısa çaput çekiliyor
fakat gerçek kaldırımda
kaldırımdan değil beni
yağmuru ve şehri terk et

Short URL Tweet ! Tamamını Oku →
Yazı

mezardaki kadın

sığıntıdan doğdu küçük karamsar
diğer adı anahtarı olmayan adam
mezardaki kadınla beraber
masa başı mermerin tam ortası
bardağı var önünde ama hiç içemiyor kadın
ortamı şöyle bir yokladım
kağıt benim çilem olmuş
ektiğim her şey çürük
farkında sesimin farkında tonumun
ve almış kokusunu en sevdiği alkolün
gözlerini açtın şimdi
ta o gün gözlerimi açtığın gibi
burnuyla koklardı göz altlarımdaki geçmişi
öperdi sonra gülerdi mis gibi
ve yerdim onu dudaklarından
en beğendiğim en mübareğim
masa başı mermerin tam ortası
bardağı var önünde ama hiç içemiyor kadın
ortamı şöyle bir yokladım
kazma kürek toprağı solladım
kemiklerini öpüp koynumda sakladım
yatak odamda tam yanımda mezardaki kadın.

Short URL Tweet ! Tamamını Oku →
Yazı

(içime işledin kadın(

ah karşı kapıda bekleyen
gülüyorsun kırmızı ayaklarınla
o kadar yanmış askılı izlerin
ve topuğundan gelen ses kulakta
hiç mi sormadılar peşindeki kim
başucunda saat gibi bekleyen kim
sormamışlar
tavrın hatrımı soracak kadar değil devamını oku…

Short URL Tweet ! Tamamını Oku →
  • Yazılar
  • Resimler
  • Duyurular
  • Videolar
  • Müzikler
  • Linkler