Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

fır(l)at

sebep yokken sorulması gereken sorular
falan filan
geç o işleri bırak yolun kenarındaki çöp yığınına
fırlat boş şişeleri kırıldığıyla kalsın orda
tartışıyorlar ve eminim sahici değil hiçbiri
nerden nereye geldiğimiz gittiğimiz
içtiğimiz sıçtığımız siktiğimiz
önemi yok artık bunların
huzur bulamadıktan sonra insanlarla arandaki hakikatin de bir bağlayıcı özelliği kalmıyor
orangutan oluyorsun
gördün mü heee evet
hatırladın mı heeeee evett çok güzeldi
nasıl bilmezsin yaaa şey hatırlayamadım
yalanında boğulmaktansa sal kendini
bilmediğine bilmiyorum
hatırlamadığına hatırlamıyorum
görmediğime görmüyorum
ne bu
o gördüğüm neydi öyle
inanmak öyle bir şey
kimsenin umrunda olmaması evet doğru yalnızlığı doğuruyor
doğursun
doğanı da doğurtabiliriz sonuçta
mantık beklemekten vazgeçti
artık ritim var
olağanüstü olanlar da bile
fırlat adamımsın bu gece de
bu geceden sonrada…

ma?

bugün bir rüya gördüm
ne gördüğümden önce niye gördüm
bilmiyorum değişik bir çatışma içindeyim
rakiplerim çok benziyor bana
tıpkı ben
doğrultamıyorum silah
ve sanki hepsine teker teker acıyorum
acıyan ata kişi ne yapar
bilmiyorum değişik bir insanlık yarışındayım
istiyorum ama göstermez ipini bıraktığım uçurtma kadar farklı yönlerde
istiyorum ama duymuyor suyunu içtiğim dolmayı bekleyen boş şişelerde
istiyorum ama bilmiyor evine çekilmiş köşe bucak düşünen gülüşlerde
şimdi rüyamda öpüşüyoruz desem kabahat
desem seni seviyorum ben bir tarafı kalkacak
desem ben baktığım her yer sen gözleri parlayacak
ya da gülsem en içten hissedecek bu çocuk deli gibi
hiçbir şey yapmıyorum ama öyle oturuyorum
sigarayı bırakmanın verdiği stresle yanında bayılıyor
yanında sana yanaşamıyorum
ve bir gerizekalı çıkageliyor içimden
ulan yoksa sevmiyor muyum eskisi gibi
etkilenmiyor muyum verdiği hazdan
hayır
bir zamanlar ben de deli gibi sevdim o bana dert ben ona eğlence verdim
diyorum
neyse otobüsten ineceğim tam yerde uyandım
bugün ne oldu hiçbir şey öpüyorum ölüm gözlerinden
yok olmak için çok uzaklardayım
yok etmek için senin verdiğin hazzı
çok büyük gelip gitlerdeyim
ve adın kadar başka bu olan biten
ve sabah oldu uyandım aklıma gelen
öten berin
derin tenin
sesin elin
yüzün hüznün
neşen
seçim
zor
or
sor
yor
ma?

yastığın

dün otobüsten bir gemi kalktı
inince ciğer sarma yedim
fakat eve de götürdüm
evde de yerim diye sanırım
gece saçlarımı kaynattım
biraz bal koydum kupaya
sonra demi boşalttım
güzeldi
gece müzik çaldım odaya
döne döne geldi
söne söne gitti
sonra ben kaldım yorgan ile
yorganı da üşüdüğümü farkedince dün çıkarttım koyduğum yerden
ne kadar gereksizse bu bilgi
o kadar değerli aslında
yorgan özlemiş beni
benim özlemediğimden çok
sordum nasıl dolap dolabın içindekiler
güzeldi
epey uyudum orda
bir dolap vardı şifresini göremedim
ne vardı içinde
ne kadar gereksizse bu bilgi
o kadar değerli aslında demiştim
bilmiyorum bak orda duruyor senin miden
al da koy yerine
bak
bak orda mavi üstünde desenler var
dün odadan bir cani kalktı
yorganın midesini kafasına
bağırsaklarını altına aldı
fakat dejenere
bir yastığın öğütlü ağıtı.

bir belki güzel ruhu

arıtmadım gökyüzünden yıldızları
saygı duydum birer birer
her biri için ayrı ayrı
fallarından açıldı konu
sonu olmayan bir belki çıkmaz yoldu
kudurdum
taşa benzedi sessizlik
soğuk kesti damarlarımdan ötesi
paylaşacağım kimse ama kimse yoktu
sürsürat bilmeden kesik acımasızlığa
yalıtımdan harici kulaklık huzuru
yakışanı yaptım
gülümsedim anımsadığımda bir belki güzel ruhu.

çiçek aldım gününde soldu

dudaklarından okumak istedim bugünü
yarın için öpüşmek
ve dün için ağlamamak istedim
isteme faslım çok uzun değil
bir saniye sürecek
sonrası beni şarj edebildiğin kadar
belkisi yok
veya bilmiyorum yok bu gece
doğrular
ve kozmoloji
arkadaşım olur musun
olmasan da olur musun
ortadayım ortalıktayım
sarılıp çekerse bir yabancı korkma
evdeyim her zamanki gibi
yine sabahlamadım sokakta
taksiyle gelmedim eve
gelemedim
sonuna kadar içmek için harcadım her şeyimi
her sevişimi
sonuna kadar gitmek için çıktım o kapıdan
ya da hayal ettim o geceden sonrasını
ama olursa şaşacaktım
belki şaşarım diye
belki susarız diye
tren sesi var
hızlı tren sesi
siren sesi var duraklatan cinsten
ertelenebilir sarılırken sana başkasını hayal edişim
ertelenebilir o deli gibi sevişim gelecek bi vakte
ama
aması çok diri aması çok cici
çiçek aldım gününde soldu…

karşıdan karşıya geçerken

karşıdan karşıya geçerken
yavaş yavaş tükettiğimi anladım
kendime sürekli soru soruyorum
bir cevap alamıyorum
kendime sürekli bakıyorum
tat alamıyorum
umursamamazlık bir yere kadar panzehir
bir süre sonra her geceme zehir
feragat ediyorum kendimden
aynı kelimeler bıktı duş almaktan
ve bıktı su aynı ateşte kaynamaktan
erimekten donmaktan erimekten donmaktan
bir nokta var
elimi her uzattığımda bir parmağım gidiyor
o noktayı ne zaman yakalarsam beni yemeden onu aşarsam
belki o zaman varılan doruk tam anlamıyla benim için son olur
kayıp cümleler beni anlatan
tastamam değil hiçbir tanımı
ve ilginizi çekebilecek kadar bile değilim
hiçleri ipoda doldurdum kulaklarımdan parmak uçlarıma
aynı posterlerin arkasında sakladığım suçlarım gibi
tartışmasız gelip geçecek hepsi
kat kat boyanan duvarlar kaçıncı katında kimbilir
ilk renginden o kadar farklı ki
neyse sonunda geçtim karşıdan karşıya geçerken.

evet öyle bir anlamsızlık

bilinmez insan için kurtulamayacağı bir şebeke
merkezinden geliyorsa kuvvetli olur emirler
şebeke senden üstünse evet durum fena
hiç beklenmedik bir dakikada yitip gitmek fena
aritmetiği var diyorlar ama yok ben pek inanmıyorum
öyle şiir ya da duygu yüklü değil artık
ha gerçekler mi desek gereken mi desek bilemedim
ama mesele buymuş çözdüm olayı bi nokta koymak buymuş
aklına ne geliyorsa o anda şebeke bağlantı hatası verecek
ne sen kimseye ulaşabileceksin istediğinin haricinde
ne de kimse sana ulaşabilecek istediğinin haricinde
sen ayağına gideceksin sen isteyeceksin
bundan evvelinde olduğu gibi hiç olmayacak
istemediğin hiçbir şeyi şebeke sana yaptıramayacak
yanlış yanlış bunlar hepsi yanlış
yanlışmış
bıkmak gerçek bir kelime değil artık
anlamlar yüklemek gereksiz herşeye olduğunca içten ol
gelir belki gökyüzünden gökyüzünde birşeyler
yıldızlar ne diye anlam yüklemek mi yoksa sadece seçmek mi
düşünüyorum evet çok fena düşünüyorum
düşüyor muyum kimse bilmez bunu
ben bisikletin ön tekerleği sen arka
gelip kim sürecek bizi aşk mı
evet öyle bir anlamsızlık.

selamlar banyodan

milföy hamuru gibi dökülüyor saçlarının arasından korkuların akışını izliyorum banyo sadece banyom var banyodan oluşuyor evim küvetim yatağım suyum yorganım köpüğüm yastığım ve ilginç şeyler arıyorsa birileri gelip giriyor boğulma pahasına o o yanlış biliyor bazı şeyleri ben niyetinde değilim hiçbir dönüşün kadar dönüşebileceğime inanmıyorum ya da sabunumun biteceğine kirlendikten sonra temizleyemeyeceği yoktur çekme odamdan çekme yorganımı tutma elimden yan odalar tutma elimden uzak salon evet banyo sana inanıyorum bayrağın yok halkın yok dinin yok kitabın yok ekon var egon yok iyi uykular egom.

toprak

sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
hep içimize attıklarımız yüzeye çıksa ve onlar konuşulsa aslında asıl olacak.
benim utanacak hiçbir şeyim yok hatta çoğu insana normal gelen ve yaptığında böbürlendiren giriş çıkışlar bile yapmıyorum.
bunu söylerken şu cehalete de inanmam her şey zamanında.
zamanını sikeyim senin dünya zaman dediğini zaten sen yaratmışsın yokmuş ki.
ben şu an ölmek istiyorsam ölürüm izin almama gerek yok senden.
veya ben bugün şu an çıkıp koşmak istiyorsam koşarım.
öpüşmek istiyorsam öpüşürüm sevişmek istiyorsam…
aynen dediğim gibi sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
sen kendinde hiç bulunmayan zevkleri benim üzerimde sorgularsan ve öğrenirsen benim de o zevklere tereddütle yaklaştığımı öyle köşeye sıkışır kalırsın.
iki çıkmaz bir sonuca varmaz bu yüzden zaten zıt kutup mevzusu bahistir çoğu zaman ilişki nasihatlarında.
neyse aslında yalan dolan dört bir yanımız şu yaz sıcağında ankarada olmam bile yalan dolan.
bu yazdığım bi saat öncesinde konuştuklarımız geçirdiğimiz bu zaman hepsiyalan dolan.
tek gerçek doğduğum tek gerçek sahip olmadan tam istediğime öleceğim.
yaş ilerledikten sonra değişiyorsun falan hikaye çocuğun aynı konuma gelmesin diye yine yalan söylüyorsun.
halbuki dobra dobra söyleyeceksin.
oğlum/kızım aklın eriyor artık bu dünya kısır bir döngü yaşayanları ölenleri gülenleri sevişenleri öldürenleri içinde barındıran bi akvaryum.sen şu an bi çakılsın sadece.bakterilerinden üreyecek çoğalacak ve balık olacaksın.büyük küçük yiyecek güçlü zayıf öleceksin.
haydi takkeler cenaze ilanı.
haydi suskunluğum toprak zamanı.

güven

hep başkasının ağzından kabulleniriz şeytanın gerçeğini
her duyduğunda o ibareyi o öder senin ücretini
arkandan süzer şöyle bir der ki sonra mı önce mi
kalakalmak en yüksek anlarda bile çökertebilir beynini
en basit karanlıklarda bile yerli yersiz  gelebilir yanına
ışık, “yapmayı unutacaklarım” listene eklenir istemli veya istemsiz
kısık sesle konuşanlara kapılırsın duymadığından
her kaçan otobüsü o gibi görüp küfredersin durmadığından
ve adam akıllı tamam deyip gidemezsin sebepsiz bir şehire
cüzi miktarlar barındıran cüzdanlardan hayır gelmediği gibi
niye sorusunu ve kimliksizliği örtebilecek yamanın para sanılması da tehlikedir
o ise bu gibi durumlarda görünmezlikten esinlenir
senin her adımının altında her bakışının içinde her kelimenin içindedir
arkanı döndüğünde şöyle bir süzecektir

…devamını okuyun