Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

Kategorİ: Şiir

aklın oyunları bir başka

bugün dışarı çıkarsın.
yarın eve geldiğinde oturup düşününce pişman olacağın şeylerin tam içinden geldiğini anlarsın.
o zaman zamandan yakınır neden yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyorum taklitleriyle hem kendine hem üzdüğüne üzülürsün.
evet yalandır bu, küsüp barışmak kadar da basittir geri dönüşü.
bunları düşünüp dışarı çıkmam çok büyük sıkıntı aklımın uçları köreldi nerde akıltraşım.
acılarım duyuyorum en derinlerinden geliyor insanların ve ağlamaklı tonlarımdan çıkıyor bütün yazdıklarım.
titremek ellerimin en alışkın olduğu perde, insanları kandırmak yapmadığınız şeylerle hiç zor değil.
problem anlamak yerine boş bakmak ile yer değiştiriyor ve benim üst katım senin kotların.
zor hayat pamuk ipliğindeyken ayaklarım ellerin çok göçebeyken gözlerinden hallice sormamalıydım sanırım.
garip hislerin ve çıkmazı olmayan yolların üstesinden gelmiş gibi görünmek maksadıyla takıldığım yanaştığım yanımda değil.
ben soğuk şiirlerin buzullar tarafından yazıldığına hiç inanmadım.
ve ben her sıcak şiiri kadın amcığından çıkarmadım.
ne kadar terbiyesiz şeyler biliyorum ben o kadar biliyorum ki sen o kısımda kalma diye sen o olma diye.
düz dere tepe yokuş vur topa kale olur çiçek açan her bahçe su kadar şu saflıkta kırmızının yanına beni koyarsın olurum ortasaha dan beri görülmedi geliyor bak ma? bakma öyle derin derin su akar gibi gelir güldüğün andan beri yokluyor bu nabız beni.
sarmaşıklar arasından geçmek için biraz yılan olmak gerekir.
esneklik insana en başında verilen bir şeydir.onu yok eden biz varlığından haberdar değilken ve olana kadar zaman geçerken kaybederiz o esnekliği.akıl mantığı çoraplarını çekerken başlar, çıkarken insan ayaktan başlar.ben uyurken günlerim üstüste biner tercih edemem hiçbirini hiçbirine hiçbiri de beni tercih etmez aslında bu yüzden hiç yaşamadığım yaşamayacağım geçmişler gelecekler görürüm rüyalarımda hatırlamak benim elimde mi onu bi sormak lazım aslında. şurda duran bardağa orda duran tablaya.evet ben doğruları söylüyorum şu an gelmiyor bir şey ama sabaha kadar yazacağım bi kısmı gerçek bi kısmı hayal yani yalan-falan filan.
bu gece korkunç bir gece
bu gece gerçekten korkunç bir
gece.
gülüyorum çünkü yüzümde ağlamak istemeyen kaslar var
gülüyorum çünkü başka türlü zaman geçmiyor bu kahrolası sevdiğim müziklerin yarattığı etkiden çıkamadığımda
oyunlar dönüyor sanki 6. boyutta hissediyorum evet ordan oraya atlıyor birine yağmur yagıyor öteki hemen çaprazında sanki yardım istiyor yanan evinin tek penceresinden
ve gözümün önüne gelen bu görüntü müzikle yükseliyor adeta adeta bağırıyor bu görüntü
nerden geldin şimdi aklıma söyle Hank söyle ne işin var o binada.
benim ne işim var burda onun ne işi var şu an nerde olduğundan çok uzakta bilmemekte ne işim var benim.
hadi çıkıp gidelim şu kapıdan dedim ona o açtı şöyle bi kapıyı baktı içeri gördü istemediği her şeyi sonra örttü hiç sormadan açıklamadan ısrarcı olmadan kilitledim bende üstüme.ama kilitlenen bu kaçıncı kapıydı ki alışmak benim profesyonelleştiğim bir fiil ve üstüne kilitlemek becerisiyle pekiştirdiğim bir yaşam biçimi.dir evet.kalıplar kalıplar kalıplar küçükken içine alçı döktüğümüz kalıplar.palyaço görünce ağlayan çocuklar.her tatil sonrası okumak için alınıp ilk gün büyük bir zevkle okunan o güzel siyah gözlü uzun saçlı kokulu kitaplar.siz kaçıncı ayraçsınız ortasında bıraktığım.siz kaçıncı kitapsınız başlayıp da bitirmediğim.siz kaçıncı temasınız aynı anlayışla alıp aynı anlayışı geliştirmek amacıyla okumaya başladığım.siz kaçıncı intiharsınız benim gözümün önünde içine baka baka gerçekleşen.ve siz kaçıncı bayansınız benim sayemde ölümü görebilen.kaçıncı yalansınız marsımda beni boğup boğup susuzluktan yakınan.siiz hangi zekasınız benim zekamı pusulayla sorgulayan.ilginç noktalar var piyano çalar gibi yazılan ve her kelimesinde daktiloyu hatırlatan ttttttttıııııııııırt paragraf.evet çok kullanıyorum dün annemin odasından kendi başıma çıktım daha doğrusu annemin odasındaki camdan kendi başıma.orda bir kalorifer var üstüne zıplıyorum önce sonra elimi atıyorum çiçeklerin durduğuyüksekliğe ve sonra özgürüm bahçeye giden o dar çamurlu yolda koşuyorum kar var önümde kaar yağıyor hala da bitmemek gibi bir huyu varo zamanlar yagan karın ve beni çok mutlu ediyor bu kaar bu kaar bu soğuk bu titrrr.yatmışım işte o gün çekmişler fotoğrafımı.hayat maximumda.evet hayat maksimumda.orda yaşamakta.ben inanmıyorum.duyduklarıma inanmıyorum söylediklerinize inanmıyorum.güldüklerinize inanmıyorum.öptüklerinize hiç inanmıyorum.ben gördüklerime hiç inanmıyorum.zaten bunlar inanmak için değil..hahahahass görmediklerine inanmak için yaratmışlar bu soyutu.gördüğüne gördüm duyduğuna duydum diyorsun.düşün iyi düşün.ruh her halukarda sikilen bir şey.evet gerçek bu.görünmeyen her şeyin gerçekliği sorgulanır.ben sorgularım.ama ruh görünmüyorsa emin ol çok s.diğindendir…o görünmüyorsa emin ol çok yıpratıldığındandır.ha bir de inanma öyle öldükten sonraya falan öldükten sonra erik olacağız ahaha. hayatın tuzu biberi var ya ordaki tuza banacaklar bizi sonra ısıracaklar hadi kim ısırsın söyle hadi kim.ısırdı işte neyse şimdi tepki almayalım çekirdeğin çıkacak şansına yemeyi bilmeyen biri çıkarsa çekirdeğini de ısıracak.senden yana hiçbir şey kalmayacak.
senden yana hiçbir şey kalmasın diye çok uğraşıyor insanlar.arkandan seni silecek şeyler söylüyorlar, ah toprak kimin umrunda çamur herkesin üstünde biraz biraz var.
ben çamur değildim.film izleyeceğim şimdi uyumazsam gelirim geri uyursam zaten bu yazı kesinlikle yayınlanmayacak.çüüüüüüüüs derdi birileri almancıydı değil mi neyse gittim.çok uzaklarda günün devam eden kısmında bir takıldım.yarını getirdim felaketti orası ayrı mesele.kaldığımız yerden devam ediyoruz sorunların ortasında hiçbir sorun yok yalanıyla aileler arasında tirbüşon görevi.ben soluk almadan saatlerce sevişen adam nerde o eski günleri aramak fiili nerde o hiç uyumadan düşünen modda insanlar hiç eksilmezdi bir zamanlar ve tartışmazdık hiç geçmişin sorgulanmasını.geçti derdik.bitti giderdik.şimdi her şey değişti.doğaçlama bilmediğim kelimeler yazmak istiyorum nayu mesela şokana heeeeey dacanuuuu yooooo almuuu su nooo kıccc kaca nayuuuuuu naaaayyu.nayuuu nayuuu ikeden ecna bayaaan aaaaaaah.şokana heeeeeey dacanuuuuuu yoooo anlu su nooo yubasan kıııc kacaaa naaa nayu nayuuu nayuuuuuuu.tehlikelisin demiştim.tehliken geçti.titrettin o ayrı mesele.artık durarak değil hareket halinde ne kalkanın peşine ne duranın peşine koşacaksın.önün arkan sağın solun her yer sen olacak her şey ben olacak yani soluduğum hava benim olduğu kadar senin de ama önce benim.ben müzikten anlıyorsam evet bu adam deli.bu adam deli.abisini annesini babasını öldürecek kadar deli.ama siktir git en sevdiğim.hadi.bitti her şey.güzelliğe dair.bitti her şey.konusu yok devamı yok tartışması yok her şeyi yokettin.
suç işledim.ayağa kalktım bıçağı aldım ve bi kaç kere…bugün dışarı çıktım.

belki sen belki o

evet dün bitirdik olması gerekeni.çürümüş ayakkabımdan çıkardım bıraktığın kokuları.poşetin içine koyup en azından fırlattım kutusuna.su içip yattım sadece.sana inat içki içmedim dün gece.sırf sen varken içme dedin diye sırf sen yoksun diye içmedim dün gece.ve her kısa gelen pantalonu şort yapmadan atmam gibi veya hiç kırık çubuk kraker yemediğim gibi ve onlar gibi çaresiz ol diye.düşündüm.çok düşündüm.iki yıl kadar düşündüm senden yola çıkarak yolların durumunu.elde ettim dediğimde sonucu, sen sonu(N)cu oldun.ben hep kaybedendim ya bu sefer ben kazandım.elde ettiğimden değil etmediğimden mutlu oldum.çünkü dün bitirdim olması gerekeni.çünkü geç kalmıştım.çünkü çok beklemiştim.çünkü acımasız olmadığımdan.çünkü oldum artık.neden ile başlayan her soruna cevaptır çünkü ile başlayan cümleler.ben ayıbımı biliyorum.kırılan her ne ise umrumda değil.gururum hiç değil sadece benim ayıbım.evet sakin kalan tarafım beni kurtarabilir.kurutabilir de gerektiğinde yıkanan çamaşırlarımı.ama biliyorum ki bu sefer kurtaramaz geride kalan patlak tekeri, yırtılan tişörtü, biten uç kutusunu veya biten ilişkiyi.nokta noktadır.ilerisi için her zaman ileriden önce geriye gitmemek önemlidir.ileri geriyi tamamen bıraktığında sizin dilinizce unuttuğunuzda ilerleyebilir.ve çok net öğrendim ki dil tatlı yerken de acıyabilir.ve ben ne acılar biliyorum o derece tatlı.belki ölüm belki yaşam belki su belki alkol belki ceviz belki badem belki sen belki o.

evet öyle bir anlamsızlık

bilinmez insan için kurtulamayacağı bir şebeke
merkezinden geliyorsa kuvvetli olur emirler
şebeke senden üstünse evet durum fena
hiç beklenmedik bir dakikada yitip gitmek fena
aritmetiği var diyorlar ama yok ben pek inanmıyorum
öyle şiir ya da duygu yüklü değil artık
ha gerçekler mi desek gereken mi desek bilemedim
ama mesele buymuş çözdüm olayı bi nokta koymak buymuş
aklına ne geliyorsa o anda şebeke bağlantı hatası verecek
ne sen kimseye ulaşabileceksin istediğinin haricinde
ne de kimse sana ulaşabilecek istediğinin haricinde
sen ayağına gideceksin sen isteyeceksin
bundan evvelinde olduğu gibi hiç olmayacak
istemediğin hiçbir şeyi şebeke sana yaptıramayacak
yanlış yanlış bunlar hepsi yanlış
yanlışmış
bıkmak gerçek bir kelime değil artık
anlamlar yüklemek gereksiz herşeye olduğunca içten ol
gelir belki gökyüzünden gökyüzünde birşeyler
yıldızlar ne diye anlam yüklemek mi yoksa sadece seçmek mi
düşünüyorum evet çok fena düşünüyorum
düşüyor muyum kimse bilmez bunu
ben bisikletin ön tekerleği sen arka
gelip kim sürecek bizi aşk mı
evet öyle bir anlamsızlık.

selamlar banyodan

milföy hamuru gibi dökülüyor saçlarının arasından korkuların akışını izliyorum banyo sadece banyom var banyodan oluşuyor evim küvetim yatağım suyum yorganım köpüğüm yastığım ve ilginç şeyler arıyorsa birileri gelip giriyor boğulma pahasına o o yanlış biliyor bazı şeyleri ben niyetinde değilim hiçbir dönüşün kadar dönüşebileceğime inanmıyorum ya da sabunumun biteceğine kirlendikten sonra temizleyemeyeceği yoktur çekme odamdan çekme yorganımı tutma elimden yan odalar tutma elimden uzak salon evet banyo sana inanıyorum bayrağın yok halkın yok dinin yok kitabın yok ekon var egon yok iyi uykular egom.

toprak

sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
hep içimize attıklarımız yüzeye çıksa ve onlar konuşulsa aslında asıl olacak.
benim utanacak hiçbir şeyim yok hatta çoğu insana normal gelen ve yaptığında böbürlendiren giriş çıkışlar bile yapmıyorum.
bunu söylerken şu cehalete de inanmam her şey zamanında.
zamanını sikeyim senin dünya zaman dediğini zaten sen yaratmışsın yokmuş ki.
ben şu an ölmek istiyorsam ölürüm izin almama gerek yok senden.
veya ben bugün şu an çıkıp koşmak istiyorsam koşarım.
öpüşmek istiyorsam öpüşürüm sevişmek istiyorsam…
aynen dediğim gibi sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
sen kendinde hiç bulunmayan zevkleri benim üzerimde sorgularsan ve öğrenirsen benim de o zevklere tereddütle yaklaştığımı öyle köşeye sıkışır kalırsın.
iki çıkmaz bir sonuca varmaz bu yüzden zaten zıt kutup mevzusu bahistir çoğu zaman ilişki nasihatlarında.
neyse aslında yalan dolan dört bir yanımız şu yaz sıcağında ankarada olmam bile yalan dolan.
bu yazdığım bi saat öncesinde konuştuklarımız geçirdiğimiz bu zaman hepsiyalan dolan.
tek gerçek doğduğum tek gerçek sahip olmadan tam istediğime öleceğim.
yaş ilerledikten sonra değişiyorsun falan hikaye çocuğun aynı konuma gelmesin diye yine yalan söylüyorsun.
halbuki dobra dobra söyleyeceksin.
oğlum/kızım aklın eriyor artık bu dünya kısır bir döngü yaşayanları ölenleri gülenleri sevişenleri öldürenleri içinde barındıran bi akvaryum.sen şu an bi çakılsın sadece.bakterilerinden üreyecek çoğalacak ve balık olacaksın.büyük küçük yiyecek güçlü zayıf öleceksin.
haydi takkeler cenaze ilanı.
haydi suskunluğum toprak zamanı.