Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

başlığa gerek duymadım olsun diye de yazmadım ama oldu çünkü gerekli

gözlerimi yumuyorum
açma çabalarım sanırım senin elinde
farkına varmamız gerek insan olduğumuzun ve arzuların -o arzuları-gerçekleştirmekle aynı yolda belli bir oranla ilerlediğinden
evet yolların eğimi bu dün ya da şu dünden kaynaklanabilir
ama yolların getirdikleri ile götürdükleri aynı
bir araba, bir adam, bir zen
kapı zili gibi tekrarlanarak yayılan bir ses
uyaaaaaaann uyannnnn uyaaannnnn
açma çabalarım artık benim
gözlerimi açıyorum ve yolun sonunda birikimli olarak arzularımdan vazgeçiyorum
farkına varmamız gerek gerçek insan olduğumuzun
çünkü gerekli gerçek insan olgusu.

son defa

çok kabasınız
evet olduğundan da çok kaba
görüşmemek
konuşmamak
ve
boşluklarla susmak fiillerindesiniz
sakladığınız her şey içinizde büyüyor
içinizi büyütüyor ve içinizin içe doğru büyüdüğünden sadece siz haberdarsınız
bu sebeble ben siz siz de ben oluyorum
memnun oldum
tanıştırmak gibi bir arzum yoktu
fakat kapı çalınıyor müzik duruyor, tüm dikkatim dağılıyor…
döndük yine
baştan alalım mı
çok kabayım
evet olduğundan da çok kaba
görüşmemek
konuşmamak
ve boşluklarla susmak fiillerindeyim
sakladığım her şey içimde büyüyor
içimi büyütüyor ve içimin içe doğru büyüğünden sadece ben haberdarım
yollarım çok ve her gün gidip gelirken otobüste okula
aklımda bir sahne beliriyor
iki boş yol
iki büyük boş yol
tam ortalarından bir ev silsilesi geçiyor
ve ayırıyor aynı dizilerdeki gibi bir karanlık bir aydınlık yola
önce aydınlık aydınlık aydınlııııık diyorum ama yönetmen geri sarıyor
dur çocuk dur bebek
ora değil ora
ora işte ora diyor
ve ben karanlık yola yolluyorum kendimi
iplerini bıraktığım kendimi…
bunların farkında değilim
mutsuzluk hiç yok
gülücükler iyiyimler espriler hikayeler
ayılmak istememeler
işte bu içimde dünya turuna çıkmak,uzun soluklar almak ve sular içinde bilinçli akmak gibi
ben kaybediyorum
bile bile gemiyi batırıyorum
ve tek bir açıklaması olabilir bu yaşadıklarımın
ben ipi çok boş bırakıyorum
sözde sarsılmamak, kaybolmamak, korkmamak ve ölümsüzlük
ölümsüzlükle, geçmişimin nikahını tam ortasında terk ediyorum
ben gidiyorum
yönetmene iki çift sözüm var
“şu hüzün var, damar damar dolaşması da…
saklanmış cennet parçası ama aklımda
harp ediyoruz, anla ölüyoruz
aslında son defa, bu son defa”

erişmem

sözler gökyüzünden gelir
mavi ve biraz karasıyla
sen sanarsın onu yağmur yağacak
bilmezsin güneşi tutar o içinde
görmen için ellerini uzatman
erişmen.

insan yokluğunda barındırır sevgiliyi
gerçeği görmek bir yere kadar
aklı ruhdanalıp götürebilecek
bir güç bir kuvvet o hisse
erişmen.

kabul etmek çoğu insan için gerçekken
oyun kurallarının haricinde
kor içinde kırmızı bir renk
oturdum kalktım zıpladım tuttum
erişmen.

kalkıp gelen insanların gelişinden şüphe etme
istiyordu ya da gerekiyordu
uykusu vardı insanların sadece uykusu
kimse oturduğu yerden bir kuvvet ile ellerine uzanamaz
erişmem.

oturdum 2

oturdum
konuştu durmadan
sus dedim
susmam
çıktım kapıdan dışarı
susmadı gitti
diyafondan nereye
susmadın hiç.

oturdum 1

oturdum
başladı ağlamaya
söyledim nereye
söyledi hiç
kalktım duş almak için
dedi nereye
dedim hiç.

filistinaskısı

13 mart da doğdum
kabin kadar bir kabinin içinde kalbimin kalp olması için bekledik
yarın güneş doğacak dediler adımı bulut koyduk
yok olan her şeyi ben geri getirecekmişim güya
neyse ayaklarım yokmuş içerde kalmış
dünyamın merkezinde ya da tanrının ellerinden kaymış
doktorlar dikmiş öğütleyerek yürüyemez sadece görüntü
of çıldırmak üzereydim konuşacağım diye
zaman sızlanınca büyürken zamansız oldu her şey
yerin 4 katı alttan 3 katı üstten benim için
ve sorgu yatak odamda vardı sürekli iyi misin
iyiyim sorduğunuz için sağolun
bir az kalır dengesizliğimi derecelendirirken
skala 1 ile 10 arasındaysa ben 9. derecede biraz dengesizim
ayagım yok bundan öte dengesizlik mi mevcut
tüm arkadaşlarım koşup yürürken ben oturuyorum
bu mu dengesi doruklara çıkartılanın
yok olsun öyle dememeliyim
neyse ben 13 mart da doğdum
23 mart da öleceğim
boşluk vermeden
22martgünündenselamlarkendime20günbiçtimbufilistinaskısında.

mandalina

mandalina-
yazdığım kadar gerçek değilim
çatı katı iç açmıyor
lekesi çok eserlerin
her bir satrın kırk yıl hatrı var
sürekli aklıma geliyor
okuyunca hadi hadi
sonra çıkıp gelse
diye hadi hadi
zor oluğun tam ortasında akmak
pisliklere söyle yapmışmasın bana
yolumdan kaybolmuşların etkisi çekilsin
ya da ben gideyim
onlar kalsın hadi hadi
dur dünya 10 dakika boyunca
zorlama beni yeterince seyrek olan kötülüklere
hadi hadi
gitme vaktinden doğ
yol bana zor bana
traş
hadi hadi
vakit dol bana
sayfalar kadar büyütebilirim
saydamım ya sözde o zam…
tuhaf yersizlikler
yendiniz değil mi
hadi hadi rol alma bana
kuş bünyesinden
balık sindiriminden
deniz tuzundan
köy hamurundan
en kara unundan
çık hadi hadi
gel hadi hadi
yol hadi hadi
hadi hadi
sor bana hadi hadi
yer bana
ger üzerime geceyi
soğuk hadi hadi
hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi
-aaaaaaaaaaaa.

Baba Zula – Hayde HaydeBaba Zula – Hayde Hayde

belki sen belki o

evet dün bitirdik olması gerekeni.çürümüş ayakkabımdan çıkardım bıraktığın kokuları.poşetin içine koyup en azından fırlattım kutusuna.su içip yattım sadece.sana inat içki içmedim dün gece.sırf sen varken içme dedin diye sırf sen yoksun diye içmedim dün gece.ve her kısa gelen pantalonu şort yapmadan atmam gibi veya hiç kırık çubuk kraker yemediğim gibi ve onlar gibi çaresiz ol diye.düşündüm.çok düşündüm.iki yıl kadar düşündüm senden yola çıkarak yolların durumunu.elde ettim dediğimde sonucu, sen sonu(N)cu oldun.ben hep kaybedendim ya bu sefer ben kazandım.elde ettiğimden değil etmediğimden mutlu oldum.çünkü dün bitirdim olması gerekeni.çünkü geç kalmıştım.çünkü çok beklemiştim.çünkü acımasız olmadığımdan.çünkü oldum artık.neden ile başlayan her soruna cevaptır çünkü ile başlayan cümleler.ben ayıbımı biliyorum.kırılan her ne ise umrumda değil.gururum hiç değil sadece benim ayıbım.evet sakin kalan tarafım beni kurtarabilir.kurutabilir de gerektiğinde yıkanan çamaşırlarımı.ama biliyorum ki bu sefer kurtaramaz geride kalan patlak tekeri, yırtılan tişörtü, biten uç kutusunu veya biten ilişkiyi.nokta noktadır.ilerisi için her zaman ileriden önce geriye gitmemek önemlidir.ileri geriyi tamamen bıraktığında sizin dilinizce unuttuğunuzda ilerleyebilir.ve çok net öğrendim ki dil tatlı yerken de acıyabilir.ve ben ne acılar biliyorum o derece tatlı.belki ölüm belki yaşam belki su belki alkol belki ceviz belki badem belki sen belki o.

ben gittim

insan sınırları zorluyor
yapabileceğinin en sonuna geliyor
ama yapmıyor
neden diye sormasın hiç kimse
nedeni yok karar veriliyor
ya benim ya da benim bir diğerim tarafından
gönül her ne zaman intikamını alırsa alıyor
açtığı yaralardan
gerçeklik istem dışı gerçekleşiyor
çünkü ben bugün varsam yarın yokum
hayat paniğe gelmez
gelmiyor
ağır ve bilerek yaşayacaksın
yanında göreceksin gerçekten istediğini
içinde anacaksın ya da yokken tam yanında
işte böyle olduğunda tamam diyebiliyorum
olmadı, zorladım olmuyor hala
her ne kadar düşürsem de çocuğumuzu
yetiştirdiğimizi
biliyorum olmuyor
her ne kadar gözüm kapalı yazsam da bunları biliyorum olmuyor
bir tuş kaysa şimdi yazdıklarımdan belKi de hiçbir şey anlamayacAkasın
şu an olduğu gibi belki de
her neyse ben seni sevdim sevmeye de devam edeceğim sen de bunu bilmeye
ama ne çare ben gittim
ben gittim
BEN GİTTİM
sabaha karşı
BEN
GİTTİİİİİM.

köpekler

ağır geliyor sanki yokluğunu hiç çekmemişim gibi
yol kenarlarındandım ben
çöl satandım yağmurun bol olduğu topraklara
sol anahtarıydım sana benzeyen her dizenin
ama zor olandı hep karşılaştığım
kaçtığım köpeklere hibe edebileceğim tek fiildi düşünmek
ve bir tek de onlar anlıyordu bunu ki peşimdelerdi
sakindim hep
tersine de hiç uymazdım yanıma gelirdi kaçardım
kirli hissederdim kendimi gürültünün gülüşün yanında
ama köpekler bir yere kadar kovalıyor!
insan yaşarken ölü gibi
öldü demek gibi
fikir ölmüyor
köpekler bilfiil kovalıyor.