Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

okyanus ortasında

karanlığı kaç kere çıktı gece
kaçıncı katından atlarken sabırsızlıkla sabah oldu
hangi gündü o
kapıyı çekip çıkmıştım
kapı bana arkamdan
annem kapıya benim arkamdan bakakalmıştı
park beni çağırıyordu gel oğlan gel
önümde köpekler beni kovalıyor
arkamda it(köpekten de beter)ler beni kerpiyordu
ve şimdi o bankta gül oğlan gül şeklinde oturuyorum
bakıyorum bakıyorum göremiyorum
karanlıktan başka bir çıkış göremiyorum
ağlayan heyecanların
sızan ay ışığının
sırlarını kaç kere kapattı boya
kaçıncı katında örttü istemeden doygun kırmızı
hangi yıldı o
fırtına çıkarıp gitmişti
kalmıştı ahengi kulaklarımda
rüzgarın kızı
okyanus ortasında.

rahatlığım yansıdı

şimdi yapmak istediklerin mi
yapacakların mı senin olacak
aklına gelmesi gerektiğinde gelenler mi
gelmeyenler mi bilinç altında olacak
ben artık şimdi mesela yarın ya da dün gün kavramından öte zaman kargaşasını tanımlamak için başı çeken kavram mıyım
yoksa dün şimdiyi görmeden yarını iple çeken mi olacak
zorluyorum sınırları
ahh düşünmek mutluyken daha bir kargacık burgacık
yazarsın ya bazen bazeeen diye mesela jazz-evet doğru hazz gibi- yaparsın ,kahve makinaları gibiyim sadece bozuk para alıyor haznem
ve ben para üstünü yutanlardanım
sadece gülümseyene üstünü veriyorum o da borç olarak
kahve makinaları gibiyim otomatik hazırlıyorum ama haznem boşalınca el ile dolduruyor gerekli teknik ve tecrübeye sahip kişiler
yarısından başlayabilir misin hayata ?
bir kahve içerken yarısından başlayabilir misin ?
oturup bunun felsefesini yapabilir misin benimle ?
ben hiç sevmedim dolu olmayı boşalttım boşalttım boşalttım beynimi
bıyık bıraktım dalga geçtim karşıma geçip
bilmem kestim bazen bi yerlerimi kanımı sürdüm karşıma geçip.
sonra sustum şimdi olacağı gibi saatlerce ne sen gördü ne eben ne de kendini ebedi sanan her ne ise o.sonsuzluk mu ? büyük bir nirvana nahı çekerim ben o sondan yoksun olana.

son gecesindeydi

son gecesindeydi sarhoşluğun kadehlerinde hapsolan her şeyin tartışmak yerine kaldırılan dolaplara gerçeğin adını almak ağzına hiç yakışmayan kadın kadar uzaktı belleğin denilen asalet gereksizliği sorgulanmamıştı hiç daha ve önce sen ulayan gecelerin tam ortasında kalabalık sayılabilecek bir karanlığın ortasında bekleyen tükenmişlik içinde aldırış ararken kendin için tavırlarına gereksiz bir yük binmişti atın dört nalı sarmıştı etrafını bahçenin kokusu güzeldi uzaktan bakma öyle işte sabırsızlığıma dayanmak aşıladım tuttu beni yolculuk yaka kartım kadar asılı kalmadı hiç boynumda yükü vardı lam üzerinde hayatın uykulu anlarından kalma bu gece yanımdan uzakta durma öyle işte parasızlığıma say az oluşunu içkinin ne önemi var her halde kaçırıyorsam seni elimde olmadan son gecesindeyi.

kabul et

solunda kalmış yolun ve karşısından gelenden başka başka bilmez sağındayken yolun. neden diye sorulduğunda çantasından çıkarıp doğrultur kendine. neden ? işte şimdi öldü bilin. dün geçmişin etkisinde kalan(lar) günüydü. hatırladı biri ve sorguladı kendince, yine bir çıkmaz belki yoldu. solundaydı, sağındaydı şimdi ortada. kalıp yok edilen geçmişin kalıbı. standart geleceği kalıba dökmek için yok. karşıya geçtim başka başka bilmeden. ışıklar sönünce gördüm gerçeği, yüzüne bakmadığımda gördüm içini. standart bir kalıp buldum başkadan başka. ve büyük bir boşluk vardı. büyük bir boşluk. gerçekten öte sahteden gerçek. acısı ve tatlısını gördüm tatmıyorum. yoruldun mu yorgunluk bu değil ama buysa yoruldum. düşünmek en zor çözüme sahip bu eylemi gerçekleştirmemek konusunda. ve gerçekleştirmek sürekli mevcut bu eylemi. eylemsiz olabildiğim bir an bile düşünüyorum var mı diye. saçmaladık yine. kabul ediyorum boşluğu eğlenceli bir hale getirmek insanları es geçmekten geçiyor. ve kabul et bu kötü bir insanlık ve kabul et kapı açılırsa giren başkadan başka değil. kilitle git kilit ile git. yorulduğumu belli etmeden sayfa sonu bana başı gibi görünse de kabul et çantanın içinden çıkarıp doğrulttuğumuda.

hepsi hepsi hayat nasıl olsa

avuç içlerimde kalmış gözlerin
açıyorum ikisinide
önce gökyüzüne
sonra kendime tutuyorum
derin çok derin nefes alıyorum
sokak lambalarından yansıyan maviliklerde
beline sarılmış dans ediyorum
yavaş ve fısıl fısıl
kaçıncı gün vazgeçtikten sonra…
hangi sahneydi bu
benim seni kandırdığımı düşündükten sonra benim yapacaklarım mı ?
hayır hayır bu en sonu olacak
bu geri dönüşün değil bittiğinin kanıtı
artık hayallerle yaşamaya başlayan bir adam olacak
sonsuzluğa düşmüş geri dönüşü ihtimal balıklarından kaçan
ve yemleri bir daha verilmemek üzre senin valizinle kaybolan.

saatime bakıyorum 13 dakikamız kalmış
beklemek kavramını tahammüllerin haricinde tuttuğumuz o istasyonda
buluşmamıza sadece 13 dakika kalmış
dışarı çıkıyorum bir sigara yakıyorum uzun, kutusu mavi
bu sefer gökyüzünden yansıyor
gözlerim kapanıyor karşı gelemediğim bir rüya için
gideceğimiz yerde hapsolacağımızı görüyorum
bundan kurtulmak üzüntü içinde açıyor gözlerimi
saatime bakıyorum 10 dakikamız kalmışken kaçıp gidiyorum
hızlı ve damla damla
engel olduğun bu kaçıncı…
hangi sahneydi bu
hayatın bizi ayırdığını düşündüğüm anları yansıtan mı ?
hayır hayır bu sadece onlardan biri
olup bitenin bizi nasıl törpülediği
üstüne yüreyemediğin güçlerin seni alt edişi
başından beri bizi takip eden lanetin
korkusuzca birbirimize baktığımız anda oluşan gerçekten
hıncını aldığı
ve sorun yokmuş gibi yansıtıp kusursuz çukurlar döşemesi.

olan biten olmayan ama yine biten her şey biraz taraflardan biraz çukurlarından hayatın.ama hepsi hepsi hayat nasıl olsa…

:)

çantasından çıkardı çakmağıyla birlikte
ve ağzına götürdü
o bembeyaz dudaklarına
o an
o sigara
bacakları kadar uzun
gözleri gibi hiç bitmeyecek gibiydi
sonuna kadar izledim seni
sorana kadar bekledim
ne var demeni istedim
ne varsa alıp gitin

ne demek istediğimiz

ne demek istediğini biraz eksik biliyordu.o gün karşımda otururken söyleyeceklerinden kendi emin olmadığı için söylemiyordu.bunun başka açıklaması yok.yorulmasaydı, keşke kendini düşürmeseydi aynı umuda tekrar.beni güldürmeseydi kendine böyle.dedim.anlamadı gözleri ya da lanetim izin vermedi.ısrarla soktu aklına çıkma dedi, uyutma dedi, ağlatma dedi, gülsün dedi, ama acısın dedi.insanlar istemeden bir çok şeyi başarır.sor bir annene hiç isteyerek ağlamış mı ? evet.insanlar istemeden rüya görürler.dün çok korkuttun beni.istemediğim bir rüyaydı, hatırlamak istemediğim.aynaya baktığımda üst dudağımın yarısından fazlasının olmadığını ve hiç kanamadığını gördüm.acı dudağımdan gelmiyordu.hayatımda ilk defa istemeden konuşmuyordum.ve ben bir çok şeyi isteyerek konuşmadan başardığımı sanardım.işte bu gece anladım.istemeden.anlamak için düşünmeden.şimdi mi ? ne demek istediğimi biraz fazla biliyorum.

aklın oyunları bir başka

bugün dışarı çıkarsın.
yarın eve geldiğinde oturup düşününce pişman olacağın şeylerin tam içinden geldiğini anlarsın.
o zaman zamandan yakınır neden yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyorum taklitleriyle hem kendine hem üzdüğüne üzülürsün.
evet yalandır bu, küsüp barışmak kadar da basittir geri dönüşü.
bunları düşünüp dışarı çıkmam çok büyük sıkıntı aklımın uçları köreldi nerde akıltraşım.
acılarım duyuyorum en derinlerinden geliyor insanların ve ağlamaklı tonlarımdan çıkıyor bütün yazdıklarım.
titremek ellerimin en alışkın olduğu perde, insanları kandırmak yapmadığınız şeylerle hiç zor değil.
problem anlamak yerine boş bakmak ile yer değiştiriyor ve benim üst katım senin kotların.
zor hayat pamuk ipliğindeyken ayaklarım ellerin çok göçebeyken gözlerinden hallice sormamalıydım sanırım.
garip hislerin ve çıkmazı olmayan yolların üstesinden gelmiş gibi görünmek maksadıyla takıldığım yanaştığım yanımda değil.
ben soğuk şiirlerin buzullar tarafından yazıldığına hiç inanmadım.
ve ben her sıcak şiiri kadın amcığından çıkarmadım.
ne kadar terbiyesiz şeyler biliyorum ben o kadar biliyorum ki sen o kısımda kalma diye sen o olma diye.
düz dere tepe yokuş vur topa kale olur çiçek açan her bahçe su kadar şu saflıkta kırmızının yanına beni koyarsın olurum ortasaha dan beri görülmedi geliyor bak ma? bakma öyle derin derin su akar gibi gelir güldüğün andan beri yokluyor bu nabız beni.
sarmaşıklar arasından geçmek için biraz yılan olmak gerekir.
esneklik insana en başında verilen bir şeydir.onu yok eden biz varlığından haberdar değilken ve olana kadar zaman geçerken kaybederiz o esnekliği.akıl mantığı çoraplarını çekerken başlar, çıkarken insan ayaktan başlar.ben uyurken günlerim üstüste biner tercih edemem hiçbirini hiçbirine hiçbiri de beni tercih etmez aslında bu yüzden hiç yaşamadığım yaşamayacağım geçmişler gelecekler görürüm rüyalarımda hatırlamak benim elimde mi onu bi sormak lazım aslında. şurda duran bardağa orda duran tablaya.evet ben doğruları söylüyorum şu an gelmiyor bir şey ama sabaha kadar yazacağım bi kısmı gerçek bi kısmı hayal yani yalan-falan filan.
bu gece korkunç bir gece
bu gece gerçekten korkunç bir
gece.
gülüyorum çünkü yüzümde ağlamak istemeyen kaslar var
gülüyorum çünkü başka türlü zaman geçmiyor bu kahrolası sevdiğim müziklerin yarattığı etkiden çıkamadığımda
oyunlar dönüyor sanki 6. boyutta hissediyorum evet ordan oraya atlıyor birine yağmur yagıyor öteki hemen çaprazında sanki yardım istiyor yanan evinin tek penceresinden
ve gözümün önüne gelen bu görüntü müzikle yükseliyor adeta adeta bağırıyor bu görüntü
nerden geldin şimdi aklıma söyle Hank söyle ne işin var o binada.
benim ne işim var burda onun ne işi var şu an nerde olduğundan çok uzakta bilmemekte ne işim var benim.
hadi çıkıp gidelim şu kapıdan dedim ona o açtı şöyle bi kapıyı baktı içeri gördü istemediği her şeyi sonra örttü hiç sormadan açıklamadan ısrarcı olmadan kilitledim bende üstüme.ama kilitlenen bu kaçıncı kapıydı ki alışmak benim profesyonelleştiğim bir fiil ve üstüne kilitlemek becerisiyle pekiştirdiğim bir yaşam biçimi.dir evet.kalıplar kalıplar kalıplar küçükken içine alçı döktüğümüz kalıplar.palyaço görünce ağlayan çocuklar.her tatil sonrası okumak için alınıp ilk gün büyük bir zevkle okunan o güzel siyah gözlü uzun saçlı kokulu kitaplar.siz kaçıncı ayraçsınız ortasında bıraktığım.siz kaçıncı kitapsınız başlayıp da bitirmediğim.siz kaçıncı temasınız aynı anlayışla alıp aynı anlayışı geliştirmek amacıyla okumaya başladığım.siz kaçıncı intiharsınız benim gözümün önünde içine baka baka gerçekleşen.ve siz kaçıncı bayansınız benim sayemde ölümü görebilen.kaçıncı yalansınız marsımda beni boğup boğup susuzluktan yakınan.siiz hangi zekasınız benim zekamı pusulayla sorgulayan.ilginç noktalar var piyano çalar gibi yazılan ve her kelimesinde daktiloyu hatırlatan ttttttttıııııııııırt paragraf.evet çok kullanıyorum dün annemin odasından kendi başıma çıktım daha doğrusu annemin odasındaki camdan kendi başıma.orda bir kalorifer var üstüne zıplıyorum önce sonra elimi atıyorum çiçeklerin durduğuyüksekliğe ve sonra özgürüm bahçeye giden o dar çamurlu yolda koşuyorum kar var önümde kaar yağıyor hala da bitmemek gibi bir huyu varo zamanlar yagan karın ve beni çok mutlu ediyor bu kaar bu kaar bu soğuk bu titrrr.yatmışım işte o gün çekmişler fotoğrafımı.hayat maximumda.evet hayat maksimumda.orda yaşamakta.ben inanmıyorum.duyduklarıma inanmıyorum söylediklerinize inanmıyorum.güldüklerinize inanmıyorum.öptüklerinize hiç inanmıyorum.ben gördüklerime hiç inanmıyorum.zaten bunlar inanmak için değil..hahahahass görmediklerine inanmak için yaratmışlar bu soyutu.gördüğüne gördüm duyduğuna duydum diyorsun.düşün iyi düşün.ruh her halukarda sikilen bir şey.evet gerçek bu.görünmeyen her şeyin gerçekliği sorgulanır.ben sorgularım.ama ruh görünmüyorsa emin ol çok s.diğindendir…o görünmüyorsa emin ol çok yıpratıldığındandır.ha bir de inanma öyle öldükten sonraya falan öldükten sonra erik olacağız ahaha. hayatın tuzu biberi var ya ordaki tuza banacaklar bizi sonra ısıracaklar hadi kim ısırsın söyle hadi kim.ısırdı işte neyse şimdi tepki almayalım çekirdeğin çıkacak şansına yemeyi bilmeyen biri çıkarsa çekirdeğini de ısıracak.senden yana hiçbir şey kalmayacak.
senden yana hiçbir şey kalmasın diye çok uğraşıyor insanlar.arkandan seni silecek şeyler söylüyorlar, ah toprak kimin umrunda çamur herkesin üstünde biraz biraz var.
ben çamur değildim.film izleyeceğim şimdi uyumazsam gelirim geri uyursam zaten bu yazı kesinlikle yayınlanmayacak.çüüüüüüüüs derdi birileri almancıydı değil mi neyse gittim.çok uzaklarda günün devam eden kısmında bir takıldım.yarını getirdim felaketti orası ayrı mesele.kaldığımız yerden devam ediyoruz sorunların ortasında hiçbir sorun yok yalanıyla aileler arasında tirbüşon görevi.ben soluk almadan saatlerce sevişen adam nerde o eski günleri aramak fiili nerde o hiç uyumadan düşünen modda insanlar hiç eksilmezdi bir zamanlar ve tartışmazdık hiç geçmişin sorgulanmasını.geçti derdik.bitti giderdik.şimdi her şey değişti.doğaçlama bilmediğim kelimeler yazmak istiyorum nayu mesela şokana heeeeey dacanuuuu yooooo almuuu su nooo kıccc kaca nayuuuuuu naaaayyu.nayuuu nayuuu ikeden ecna bayaaan aaaaaaah.şokana heeeeeey dacanuuuuuu yoooo anlu su nooo yubasan kıııc kacaaa naaa nayu nayuuu nayuuuuuuu.tehlikelisin demiştim.tehliken geçti.titrettin o ayrı mesele.artık durarak değil hareket halinde ne kalkanın peşine ne duranın peşine koşacaksın.önün arkan sağın solun her yer sen olacak her şey ben olacak yani soluduğum hava benim olduğu kadar senin de ama önce benim.ben müzikten anlıyorsam evet bu adam deli.bu adam deli.abisini annesini babasını öldürecek kadar deli.ama siktir git en sevdiğim.hadi.bitti her şey.güzelliğe dair.bitti her şey.konusu yok devamı yok tartışması yok her şeyi yokettin.
suç işledim.ayağa kalktım bıçağı aldım ve bi kaç kere…bugün dışarı çıktım.

yılı bilmiyorum

evet yeni bir cümleye başladım
yıl 2008
dün süt aldığına göre annem
bugün pazartesi
ve akşama güzel bir ev yoğurdu
lezzet hayatımın vazgeçilmez yanı
zevk aldığım bir olanak
evet kararın arifesinde her zamanki gibi duş aldım
hiç tutturamam ayarını bi 5 dakika ugrastım
sonra tabii tam istediğim şiddette ve derecede
saçlarımın tam ortasından akıtıyorum suyu
ellerimle taşıyorum beynimdeki her şeyi
gidere bırakıyorum tüm pisliğiyle
çıkıp kafamı kuruladığımda gözlerimi açıyorum
ayna buğulu avucumla sağa sola
bakıyorum kendime gülüyorum inceden
duş almak hayatımı geri veren bir dönüşüm
evet karar günü
yıl 2009
evet karar günü
yıl 2010
evet karar günü
ne bildiğimi ben de bilmiyorum
kime nasıl baktığımı ben de bilmiyorum
evet karar günü
yıl
yılı bilmiyorum
bu zaman kargaşasından çıkamıyorum.

zor mu ?

her şeyi anlamak ne kadar zor ?
kaldırım çıkmaktan zor mu mesela ?
çocuk bezi satın almaktan ?
çöp kurcalamaktan ?
aynada kendine bakmaktan zor mu ?
ha?
tuvalete kusmaktan ?
sarhoş olup hiç tanımadığın biriyle yatmaktan ?
bundan zor olamaz değil mi :)
gülmekten zor mu mesela ?
veya güldüğün için insanları kandırdığını düşünmekten zor mu ?
üzüm toplamaktan ?
su içmekten ?
kaşık bükmekten ?
ölmekten zor mu mesela ?
ha?
zor mu ?