Fırat Akın

bilumum Fırat Akın kişilikleri

selamlar banyodan

milföy hamuru gibi dökülüyor saçlarının arasından korkuların akışını izliyorum banyo sadece banyom var banyodan oluşuyor evim küvetim yatağım suyum yorganım köpüğüm yastığım ve ilginç şeyler arıyorsa birileri gelip giriyor boğulma pahasına o o yanlış biliyor bazı şeyleri ben niyetinde değilim hiçbir dönüşün kadar dönüşebileceğime inanmıyorum ya da sabunumun biteceğine kirlendikten sonra temizleyemeyeceği yoktur çekme odamdan çekme yorganımı tutma elimden yan odalar tutma elimden uzak salon evet banyo sana inanıyorum bayrağın yok halkın yok dinin yok kitabın yok ekon var egon yok iyi uykular egom.

toprak

sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
hep içimize attıklarımız yüzeye çıksa ve onlar konuşulsa aslında asıl olacak.
benim utanacak hiçbir şeyim yok hatta çoğu insana normal gelen ve yaptığında böbürlendiren giriş çıkışlar bile yapmıyorum.
bunu söylerken şu cehalete de inanmam her şey zamanında.
zamanını sikeyim senin dünya zaman dediğini zaten sen yaratmışsın yokmuş ki.
ben şu an ölmek istiyorsam ölürüm izin almama gerek yok senden.
veya ben bugün şu an çıkıp koşmak istiyorsam koşarım.
öpüşmek istiyorsam öpüşürüm sevişmek istiyorsam…
aynen dediğim gibi sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
sen kendinde hiç bulunmayan zevkleri benim üzerimde sorgularsan ve öğrenirsen benim de o zevklere tereddütle yaklaştığımı öyle köşeye sıkışır kalırsın.
iki çıkmaz bir sonuca varmaz bu yüzden zaten zıt kutup mevzusu bahistir çoğu zaman ilişki nasihatlarında.
neyse aslında yalan dolan dört bir yanımız şu yaz sıcağında ankarada olmam bile yalan dolan.
bu yazdığım bi saat öncesinde konuştuklarımız geçirdiğimiz bu zaman hepsiyalan dolan.
tek gerçek doğduğum tek gerçek sahip olmadan tam istediğime öleceğim.
yaş ilerledikten sonra değişiyorsun falan hikaye çocuğun aynı konuma gelmesin diye yine yalan söylüyorsun.
halbuki dobra dobra söyleyeceksin.
oğlum/kızım aklın eriyor artık bu dünya kısır bir döngü yaşayanları ölenleri gülenleri sevişenleri öldürenleri içinde barındıran bi akvaryum.sen şu an bi çakılsın sadece.bakterilerinden üreyecek çoğalacak ve balık olacaksın.büyük küçük yiyecek güçlü zayıf öleceksin.
haydi takkeler cenaze ilanı.
haydi suskunluğum toprak zamanı.

selamlar

geri mi geldik evet geri geldim.
basit mi çok basit sarhoş bile değilim.
devam mı e yani niye geldim.
zor mu yoo yalnızlık allah,a mahsus.
allah mısın evet değilim.

selamlar

bir süre durmak eylemi yayım hayatına etki edecek
gerçekler hükmedene kadar yalanlara sessizlik boğulan bu benim ciğerlerimdeki nefes olacak
telaş ve panik tanıdıklar için gerekli bir davranış değil korkmayın
tanımayanlar zaten ya durumu anlamışlardır ya da anlamsız bir beyazlıktadır
daha da öteye gitmemeli aslında çünkü çünkü.

dilekler kelepçe ile onun da sonu var güzelliğinize kadehler ile masa başında buluşmak üzere.

güven

hep başkasının ağzından kabulleniriz şeytanın gerçeğini
her duyduğunda o ibareyi o öder senin ücretini
arkandan süzer şöyle bir der ki sonra mı önce mi
kalakalmak en yüksek anlarda bile çökertebilir beynini
en basit karanlıklarda bile yerli yersiz  gelebilir yanına
ışık, “yapmayı unutacaklarım” listene eklenir istemli veya istemsiz
kısık sesle konuşanlara kapılırsın duymadığından
her kaçan otobüsü o gibi görüp küfredersin durmadığından
ve adam akıllı tamam deyip gidemezsin sebepsiz bir şehire
cüzi miktarlar barındıran cüzdanlardan hayır gelmediği gibi
niye sorusunu ve kimliksizliği örtebilecek yamanın para sanılması da tehlikedir
o ise bu gibi durumlarda görünmezlikten esinlenir
senin her adımının altında her bakışının içinde her kelimenin içindedir
arkanı döndüğünde şöyle bir süzecektir

…devamını okuyun

çiçek aldım yarın solmayacak

parçalanmış mendilimde buruk aşkın kokusu
ve iç çekmelerim gün sonrası rüzgarında unutulur
dur anlat deseler
derim bir yazar için tehlikedir mutluluk
kadeh kadeh içse bile gülecektir usludur…

evet farkın acıma yanarken kanımdan oluşan
farkım evet bucaksız bilmezsen iyi
merak etmiş dün gelen
beklemiş ışıklarda düşünmüş gizemi
piyanoya basan elleri ve titreşimleri
titremişleri gitmemişleri çok sevecek kadar hiç sevmedim
seveceğim pes ettiğim sigaraya
denemek değil gelecek ol diye karanlığa
sileceğim dinmemişleri geleceği etkileyişleri
yerine geçecek çeşitleri yok edeceğim telafisizce…

dur, yarın dün olduğunda ettim bile.
zaman tükenirken çizgi çizgi
tozunda varken hala çokluk
can izin veriyorken nefese
üfledim
önce ismini çizip, kenarlarını üfledim…

ve şimdi çizikler ama alındaki çizikler
kötü bakarken çatarken değil
güler yüz kaşlarıyla
süzen göz kaşlarıyla
vatana millete hayırlı olan ölüm için
sakallarıma ak ellerine yaş düştü diye
süt içip ölme vakti
süz içimden çıkar ben
biz olma vakti.

yağmuru ve şehri terk et

rimel akmış bacaklarına
çarpık yürüme yeter artık
kaldırımdan değil beni
yağmuru ve şehri terk et
ipleri asılı balkonumda
önle arka dolu çeker
benim en sevdiğim oyun
el ve ayak yoksa gerçek
itiraz yordamında
panikle yaşar fakir abi
gece sigarası tükenir de
yaşanır sinir harbi
varsın dandik tütün olsun
çek deyince çeker ciğer
korkuları kavurunca
çatır çatır yandı siper
neden böyle çabaları
var insanların anlamak güç
şekilden şekile
inceden zehire gider gibi
sanki beni sever gibi
hayır damarım yok sana
yeşilim yok sivri ucuna
bulamadan öldür beni
ihtiyaçlarında ilaç yok
çare yılanın ağzında
ne aşk var ne mutluluk
çoban adı karşı yolda
bakır kalaylı bardak
hayat denilen alaylı
epey vakit var tartış
ve tümce çim biçme makinası
bağlantı yok köprüleri
kısa çaput çekiliyor
fakat gerçek kaldırımda
kaldırımdan değil beni
yağmuru ve şehri terk et

mezardaki kadın

sığıntıdan doğdu küçük karamsar
diğer adı anahtarı olmayan adam
mezardaki kadınla beraber
masa başı mermerin tam ortası
bardağı var önünde ama hiç içemiyor kadın
ortamı şöyle bir yokladım
kağıt benim çilem olmuş
ektiğim her şey çürük
farkında sesimin farkında tonumun
ve almış kokusunu en sevdiği alkolün
gözlerini açtın şimdi
ta o gün gözlerimi açtığın gibi
burnuyla koklardı göz altlarımdaki geçmişi
öperdi sonra gülerdi mis gibi
ve yerdim onu dudaklarından
en beğendiğim en mübareğim
masa başı mermerin tam ortası
bardağı var önünde ama hiç içemiyor kadın
ortamı şöyle bir yokladım
kazma kürek toprağı solladım
kemiklerini öpüp koynumda sakladım
yatak odamda tam yanımda mezardaki kadın.

(içime işledin kadın(

ah karşı kapıda bekleyen
gülüyorsun kırmızı ayaklarınla
o kadar yanmış askılı izlerin
ve topuğundan gelen ses kulakta
hiç mi sormadılar peşindeki kim
başucunda saat gibi bekleyen kim
sormamışlar
tavrın hatrımı soracak kadar değil …devamını okuyun

soluk bir adam

soluk bir adam
hep aradağının tam tersinde soluklanan
halbuki onun adı sigara dumanından
akciğerden önce kalbe zararlı
soluk bir adam
hep aradığını bulunca kaybolan
hepsi hepsi yanında durup oturan
kızıl siyahı gözleri beyne zararlı
soluk bir adam
söyleyecekleri dişlerine takılan
belli unuttuğu her sabah fırçalayışından
biraz korktuğundan çok aşık olduğundan
soluk bir adam
güneş sabahı bira alıp kalkar masadan
yudum çürütür hücreleri gözlerin ardından
şaşkınlık içinde bakakalacağın o anda
ölür gider korku dolu sevgisinden o garip soluk adam

p.s. soluk bir adam soğuk biradan